Araç çubuğuna atla

Atatürk ve 23 Nisan

Mustafa Kemal Atatürk Askeri okula başladığı yıllarda vatanını düşünmeye başlamş neler olacağı hakkında neler yaşanacağı ve ülkenin nasıl kurtulacağı hakkında arkadaşları ile sohbetler yapmıştır. Bunları Nutuk’da ve hatıratlarda çok iyi şekilde görebiliyoruz.

Elbette 23 Nisan’da bir süpriz değildi; Atatürk Türkiye Büyük Millet Meclisini Kurmayı, Yönetim şeklinin Cumhuriyet olacağını naısl bir meclis olacağını, Ankara’nın başkent olacağını o genç yıllarında defalarca kez teyit etmiş tabiri caiz ise maçı defalarca kafasında oynamış ve defalarca kazanmıştı.

Atatürk herşeyden önce çok zeki bir liderdi, hamleleri hep önceden düşünür ona göre hareketlerini şekillendirir ve kazanmayı hep başarırdı. Türkiye Cumhuriyeti’de tam olarak böyle kuruldu. Her şey planlanmış, tüm adımlar atılmış ve Atatürk’ün kafasında o güne dair her detay hesaplanmıştır.

Gelin şimdi o ilk güne gidelim ve ilk kez göreceğimiz bir kaç fotoğraf ile o günü hatırlayalım.

Atatürk, 23 Nisan 1924’te ’23 Nisan’ gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929’da Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır. 1979’da, yine ilk olarak altı ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşıdığımız bu millî bayramımıza, ortalama olarak her yıl kırkın üzerinde ülkeden gelen ve Türk çocuklarının misafiri olan yabancı ülke çocukları da katılmaktadır. Dünya’da çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke Türkiye’dir.

Türk milletinin gönlünde, onun bağımsızlığının sarsılmaz ifadesi olarak en önemli yeri işgâl eden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her yıl yurdumuzda ve yurtdışındaki temsilciliklerimizde, bütün kurumlarımızda, okullarımızda ve her evde çeşitli etkinliklerle kutlanarak millî birliğimizin kenetlenmiş ifadesini temsil etmektedir.

Büyük önder Atatürk’ün düşüncesinde çocuklar, milletin geleceğidir. Onlara duyduğu sarsılmaz güvenin ve büyük sevginin ifadesi olarak, millî bayramımız olan 23 Nisanlar’ı çocuklara armağan etmiştir. Tarihimizin gurur dolu sayfalarının yeni nesillerce öğrenilmesi ve Türk Devleti’nin devamını emanet edeceğimiz yeni Cumhuriyet bekçilerinin bu bilinçle yetişmesi amacıyla 23 Nisanlar, önemli birer vesiledir.

Milletimize ve bütün çocuklara kutlu olsun.

Atatürk diyor ki:

“Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.”

Mustafa Kemal’in Meclis’i Açış Konuşması

Mustafa Kemal,  23 Nisan’da Meclis’in oluşumu hakkında kısa bir konuşma yaptı. Temel görüşlerini ertesi gün, yani 24 Nisan’da açıkladı. Üç uzun konuşmayla, ülkenin durumuyla ilgili olarak geçmişten gelen ve o günü ilgilendiren hemen tüm konuları ele aldı. Değerlendirmeleri, anayasa hukuku açısından derinliği olan görüş ve yorumlar içeriyordu. Yönetim biçimiyle ilgili önermeleri ve kullandığı hukuk dili, son derece ileriydi.

Konuşmasının başında Samsun’dan Meclis’in açılışına dek geçen olay ve gelişmeleri anlattı. Kendisini, “milletin bağrındaki savaşçılardan biri olarak”10 tanımlayıp, mücadeleye atılma nedenlerini açıkladı. “Yaşam ve kişiliğim, yüce milletin malıdır; benim için artık en kutsal görev, milli iradeye boyun eğmeyi her şeyin üzerinde görmektir” dedi ve konuşmasını şöyle sürdürdü: “Geçirmekte olduğumuz şu hayat ve ölüm günlerinde, büyük umut ve çabalarla, sağlanmaya çalışılan milli istiklalimiz uğrunda, bütün varlığımla çalışacağımı, millet önünde açıklarım. Bu kutsal amaç uğrunda, milletle beraber, sonuna kadar mücadele edeceğime bütün kutsal inançlarım adına söz veriyorum” dedi.11

Başkan seçildiği oturumdaki dört saatlik12 konuşmasının sonraki bölümlerini, yönetim biçimiyle ilgili hukuksal-siyasal konulara ayırır ve özet olarak şunları söyledi: “Ülkeyi parçalanma ve dağılmadan kurtarmak için, bütün milli kuvvetlerin derhal, köklü bir kurum içinde birleştirilmesinden başka çare yoktur. Bunun biçimi ne olmalıdır? İşte sorun budur. Millet vicdanına dayanan ve yüce meclisinizde toplanan yüksek milli irade, saygıdeğer kurulunuza meşruiyet ve yasallık kazandırmıştır. Millet vicdanının yargısına bağlı kalmak bakımından, sorumluluğu belirlenen bir gücün işleri yönetmesi zorunludur. Bu gücün doğal biçimi ise hükümettir… Yüce meclisiniz, milletin yargısına karar vermenin sorumluluğunu, yalnızca yasa yapma ve yasa koyma ile görevli olarak değil, milletin yazgısıyla doğrudan uğraşarak taşıyacaktır… Ülkemizin şimdiye kadar geçirdiği bunalımlara, felaketlere; kimi zaman Avrupa’yı taklit etmek, kimi devlet işlerinin yönetimini kişisel görüşlere göre düzenlemek, kimi zaman da anayasayı bile kişisel duygulara oyuncak etmek gibi, acı sonuçlarını yaşadığımız basiretsizlikler neden olmuştur… Ulusun yazgısını kayıtsız ve koşulsuz elinde tutan Türkiye Büyük Millet Meclisi, hızla yeni bir devlet kurmaktadır. Bu işi yaparken en karışık hukuk ve toplumbilim kuramları ile anlatılan sistemleri, değerlerini tam vererek gözden geçirmektedir. İki düşünce derhal kendini göstermiştir: Yeni bir hükümet oluşturmak ve Meclis’in komisyonları aracılığıyla ülkeyi bizzat yönetmek…”13

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.